Bekaret tabusu

Hayatımızın en büyük tabusu ve kâbusu: bekaret.. İncecik bir zarla ailemizin namusunu taşımak zorunda kaldık. Onu kaza ile kaybetme korkusu yaşadık, zifaf gecesi ya belli olmazsa diye endişelendik, kimimiz bu yüzden şiddete maruz kaldık... Gerçekten bu kadar önemli miydi ya da kimin için bu kadar önemliydi? Bedenimiz bize mi aitti?

Regl ile çocukluktan çıkıp kadınlığa adım atarken kulağımıza sürekli fısıldanan "aman, 'zarına' sahip çık" uyarılarıyla bu geçiş dönemini bizler için korkutucu bir hale getirdiler. Gün gelip de artık o zardan "vazgeçme" zamanı geldiğinde bu deneyim de kadınlığa dair keyifle anılacak bir adım olmaktan ziyade çeşitli korkulara vesile oldu.

Bedenlerimiz üzerinde cereyan eden bu ataerkil meseleyle boğuşmak zorunda kalan biz kadınlar bu çifte standartı /eşitsizliği nasıl "içimize sindirdik", bununla nasıl başa çıktık? Bekaret kâbusundan uyandığımızda bedenimizde/hafızamızda kalanlar neler?

8 Hikaye:

Adsız dedi ki...

Bekaret meselesini kendime yaptığım açıklama bile tatmin edici değildi. Bir sorun olmadığını iddia ediyordum, yani insanlar tabii ki özgürce cinselliklerini yasamalıydılar, yani insanlar derken ben değil. Babam der ki "sen benim bıyıklarımsın, bana bıyıklarımı kestirtme!".
Dolayısıyla, bedenim bana ait değildi zannımca. Başka kadınlarınsa bedenleri tabii ki onlara ait olmalıydı ve bakirelik dert edilmemeliydi.Uzun bir dönem boyunca sevgilimle aramda bedenimin sahibi olarak babam yer aldı. Bazen bana bekaret konusunda "Seninle konuşmak istiyorum, babanla değil" derdi. Oyle ki, dilim bile cift-dilli olmustu, hem kendi-ozgurleşmiş dilim vardı (ancak başka kadınlar için kullanabildiğim)hem de erkek-egemen dilim (kendi bedenime dair hüküm veren).
Çoook zaman aldı, dilimin tamamen kendi sozcuklerini seçmeyi öğrenmesi ve bedenimin bana ait olması. Bir kere ortada kesilmemesi gereken bıyıklar vardı...
Sanırım, ekonomik özgürlüğümü kısmen de olsa ele geçirmem bedenimin de benim olmasına yardımcı oldu. Yirmi üç yaşımdaydim sanirim bedenimi sahiplendiğimde. Nedense -sanırım, gereksiz bir ifade, nedeni oldukça belli aslında- artık herkesin bakire olmadığımı anlayacağını zannediyordum. Sonrasında bir erkek arkadaşıma saçma olduğunu bile bile konuşmamızda sorduğumu hatırlıyorum: "Alnımda artık yazıyor mu bakire olmadığım?" İkna olmaya ihtiyacım vardı; bunun görülmediğine!(?)
İstanbul,35, Üniversite

Adsız dedi ki...

Ilk cinsel deneyimimi yasamaya universiteye yeni basladigimda karar vermistim. Ortaokuldan itibaren bekaretin sadece bir zarar oldugunu dusunuyordum ve bu zarar mumkun olan ilk zamanda kurtulmam gereken bir kulfet, bir yuk gibi geliyordu bana. Ancak, sunu cok iyi biliyordumki ilk birlikte oldugum adam sirf bu nedenle beni sahiplenecek ve ben de ona karsi bir baglilik hissedicem. Sirf boylesine basit bir deneyim yasadim diye gercek olmayan, sahte baglar kurmak istemedim kimseyle aramda. Ben sadece ozgurlugumu istedim. Cinsel ozgurluk de bunun bir parcasiydi. 18 yasimda, hic tanimadigim bir adamla, tanistigimizin 3. gunu 2. bulusmada birlikte oldum. Bircok kisi bunun delilik oldugunu dusunebilir. Ancak, ben bu kararimdan asla pisman olmadim. Suan ilk birlikte oldugum adamla evlenmemissem yada evlilik planlari kurmuyorsam, cinselligimle barisiksam birazda buna borcluyum sanirim. Sevgiler...

Istanbul,24

dolphin dedi ki...

Bekaret meselesi benim icin hicbir zaman bmir tabu olmadi... Ilk erkek arkadasimi evde kovaladigimi hatirliyorum hadi yapalim artik diye... Bekaret iki bacak arasinda degil ki ... Aileme de bir gun bir cafe de otururken bu konuda konusuldugunda tirnaklarim bile bundan daha degerli diyerek alenen bekaretin benim icin kiymeti olmadigini anlatmistim.. Kendi kizim olursa bu konuda ne derim... sanirim ilk cinsel deneyimini yasarken kendi kisiligi dogrultusunda secimler yapmasini salik verirdim...

Adsız dedi ki...

Saçma bir tabu kesinlikle.Ben evliyim, evlendiğimde bakire değildim,zaten evleneceğim niyetiyle başlamadım ilişkilerime,bu nedenle eşimde bunu biliyordu.Bunu söz konusu veya konu bile etmedi,edecek biri olsa zaten "benim eşim" o olmazdı,örümcek bir zihniyetle bir hayat kurmazdım.Gariptir ki Türk standartlarının aksine ben değil ama eşim "bakirdi" tanıştığımızda,aylarca inanmamıştım buna.

Asla pişman olmadım, tavsiyem ilk ilişkiye girecek olan bayanlar yok çok özel olmalı, yok ortamşöyle olmalı,yok ilk onunla yaptım ona bağlanırım ve ilkler hiç unutulmaz diye kafanlarında kurmasınlar.

asla pişmanlık duymadım.Sevdim ve sevgiyi en saf ve doruk halinde yaşadım. Farklı kişiler farklı dertler,farklı bakış açıları ve sevinçler getirdi,olgunluk getirdi.Kalp kırıklıklarım elbette oldu ama kimse bana zorla birşey yapmadı bunu bende istedim.

İlk deneyime gülüyorsunuz sonraları hele ki düzenli bir ilişkiniz olunca.Çünkü seviştikçe kadın kendini ve karşısındakini daha iyi keşfediyor,daha fazla uyumlanıyor.Böylece seks; acaba,şimdi inlemeli miyim, orgazm oldum mu ben gibi sorulardan arınıyor.ilk ilişkilerde herkes bu soruları dert ediyor tabiki.Öyle bir çağdayız ki biz kadınlar Porno filmlerdeki gibi ağzımızdan köpükler çıkararak orgazm olmalıymışız gibi düşünüyoruz ve böyle düşündürülüyoruz.

Bir de aile önemli tabi ben büyükşehirde bu kadar cesur olabildim belki ama başka hayatlar için aynı şeyi söyleyeme.Fakat cesaret,kendini ifade edebilmek ve aileye bunu anlatmanın uygun dilini bulabilmek önemli. Heleki töre ve namus cinayetleri halen ülkemizde mevcutken.

6 yaşında kendi kendime masturbasyonu keşfetmiştim ve kuzenlerime öğretmiştim oyun diye,ailem yakalamış ve annem popoma kibrit yakmıştı ceza diye. Yaptığım şeyin ne olduğunu lisede anladığımda kendimden utanmıştım bu yüzden. ilk ilişkim için 18imi bekledim,yaptıklarımdan yasal olarak mesul bir birey olayım diye o zamanki aklımca.Ondan öncesinde bir erkeğin elini bile tutmamıştım henüz.

tabu olarak sayılıyor ya bekaret onun için zar delinmeden ne yaparsan yap zihniyetinde çoğumuz.Ön sevişme oluyor,alen beyan her yer açıkta ama zar yırtılmamalı evlenmeden. işte bence namussuzluk aslında budur. çünkü kadın ruhunu kirtletiyor bu durumda,kimi kandırıyoruzki kendimizden başka.Halbuki o zarın görevi ergenleşene dek sizi hastalıklardan korumakla sınırlı,aşkınızı sınırlamakla değil.

nasıl ki masturbasyon yaptığımı ailem biliyorsa evlenmeden önceki herşeyide anneme anlattım,zaten o babama söylerdi biliyorum,ama keşke ben babama söyleyebilecek kadar yakın olsaydım bu konuları. Annemin ilk tepkisi dayaktan beterdi elbette. Televizyon izliyordu o sırada,"anne biliyormusun ben x ile beraber oldum".Bana döndü ve "nasıl yani karı-kocamı oldunuz" dedi."evet" dedim.Sonra da "ben seni hiç yetiştirememişim kızım"dedi. "anne döv,bağır,tepki ver bana, konuş benimle" diye sesimi yükselttim biraz,tepki vermedi."anne evlenene kadar masturbasyon mu yapayım, benim bedenim buna hazır ve bunu istiyor, ben büyüdüm artık ve bu benim hayaım","bu benim hayatım","bu benim hayatım".....

çıt çıkmadı bende odama çıktım.ertesi gün hiçbirşey olmamış gibiydi,hiç küsmedi,bağırıp çağırmadı,sanırım o gece sözlerimi düşündü ve annelik içgüdüsünü bastırıp büyüdüğümü farketti.

Keşke bana hakverdiğini susmakla değil konuşmakla söyleseydi,arkamda güvenini hissedebilseydim.Sonraları bu da oldu,bu ilk zor adımdan sonra yıllar geçtikçe pek çok şeyi sorabildim anneme ve şakalaşıp gülüşerek konuşabildik bazı şeyleri.Hiç aşık olmamıştı ki benim annem,hiç içi titremiş miydi acaba aynı yatağa baş koyarken veya hiç orgazm olmuşmuydu?Ona tepkilerinden dolayı kızamıyordum bunları düşündükçe.Peki ben kızım olduğunda nasıl davranacaktım bu konularda.Düşünsenize bizim çocuklarımızın çağında uluorta seks veya grup seks gibi olaylar normal karşılanırsa bizde benzer tepkiler vermezmiyiz onlara?Halbuki ne kadar yanlış geliyor bize şu anda bunlar.

Annem ve en yakın arkadaşlarım hem bana hak veriyorlardı hemde insanlar ne der ya evleneceğin adam ne der demekten beni haksız da buluyorlardı. Bugün o arkadaşların hepsi zarını sırtından atmış bekar ve özgür kadınlar:)))çoğu konuda kapıyı çaldıkları ilk kişi ben oldum,onları yüreklendirdim,şimdiyse birbirimize taktik verir olduk,bilirsiniz işte kadınlar arası gizli muhabbetler:))

lütfen korkmayın,bilinçli bir yaklaşım ve karşılıklı verilen değerle kazanacaklarınız korkularınızdan daha fazla olacaktır.

kendinizi zamana, deneyime, aşka bırakırsanız asla pişmanlık duymazsınız.

İstanbul,25,Öğrenci

Adsız dedi ki...

Benim için ne yüceltilecek; ne de aşağılanacak birşey olmadı. 18 yaşında sevdiğim, deli gibi aşık olduğum erkek ile ilk ilişkimi yaşadım. Hiç pişman olmadım.

Evlenmeden böyle bir tecrübe yaşadığım için memnun bile oldum. İlk ilişkinin o sersem, o gıdıklayıcı kısmını "ilk gece" aşamak istemezdim.

aslı dedi ki...

ay önce bekaretimi kaybettim.çok korkuyordum önceleri .ama pişman olmadım.eve gelip odama kapandığımda ise soyunup her yanıma bakmıştım.hiç birşey değişmemişti işte .ben yine aynı bendim.ve o an bütün korkularım geçmişti artık.tek bir şey artık yoktu .kızlık zarım.ama artık kadınım ve özgürüm.tampon kullanabilme hakkına ve sevgilimle doyasıya korkusuz birlikte olma hakkına sahibim

aslı dedi ki...

ay önce bekaretimi kaybettim.çok korkuyordum önceleri .ama pişman olmadım.eve gelip odama kapandığımda ise soyunup her yanıma bakmıştım.hiç birşey değişmemişti işte .ben yine aynı bendim.ve o an bütün korkularım geçmişti artık.tek bir şey artık yoktu .kızlık zarım.ama artık kadınım ve özgürüm.tampon kullanabilme hakkına ve sevgilimle doyasıya korkusuz birlikte olma hakkına sahibim

Adsız dedi ki...

Ben bekaretimi ilk gece de kaybettim gerdek gecesi. Şu an 23 yaşındayım ve iyikide bakire evlenmişim diyorum. İnsan o kadar gururlu oluyorki ilk gece. Eşinin sana dokunması o ilk heyecan. Bu şeyi yaşamak herkese kısmet olmuyor tabi. Ama evlendikten sonra kaybetmek daha güzel ve en önemlisi müslümanlıkta bunu ister!..