Hamilelik ve doğum hikayelerimiz


Hamile kaldığımız andan itibaren bir kadın olarak geri dönüşü olmayan, hiç tanımadığımız yeni bir yola çıkıyoruz aslında. O anla birlikte bize atfedilen annelik vasfıyla yeni sorumlulukların altına girmemiz gerekiyor. Kontrol edemediğimiz bir yığın değişimin içinde buluyoruz kendimizi. Bu süreçte çevremizin bize bakışı değiştiği gibi bizim de kendimize, kadınlığımıza, bedenimize yönelik algımızda değişiklikler oluşuyor.

Bu süreci yaşamış kadınlar olarak bu değişimi nasıl yaşadık? Bedenimizdeki fizyolojik değişikliklerle nasıl başa çıktık? Bu süreci kiminle paylaştık? Kadınlık algımızı bu süreç etkiledi mi? Cinsel hayatımız nasıl değişti?

Ve doğum anı... Sancılı bir süreç! Her birimizin ayrı ayrı doğum hikayeleri var. Ninelerimizden, annelerimizden, arkadaşlarımızdan duyduğumuz ve kendi aramızda paylaştığımız hikayeler çoğunlukla doğum sonrası bebeği elimize aldığımız duygusal ana dair. Ancak tüm bu sürecin paylaşılmayan, saklı kalan, belki unutulan ya da unutulmak istenen kendimize, bedenimize, kadınlığımıza dair de bir tarafı var.

Şimdi madalyonun biraz da bu yönünü düşünelim. Doğurmaktan korktuk mu? Hangi yöntemle doğurduk? Neden bu yöntemi seçtik? Doğum anında bedenimizde neler yaşadık? Ne yaşayacağımızdan ne kadar haberdardık, bu bilgileri nasıl/kimden edinmiştik? O acıyı çekerken hiç pişmanlık yaşadık mı?

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Hamilelik, eğer ki plansız, hop diye hamile kalanlardan değilseniz, son derece kamusal bir eyleme donusebilmekte! Tüm eşrafınız regl donemlerinizi en az sizin kadar yakından takip etmekte, bununla da kalmayıp olası yumurtalama tarihlerinizin, dolayısıyla cinsel hayatınızın da takipçisi olabilmekte! Nerde kaldı mahrem hayat, tabu! En şaşırtıcı noktalardan biri!
Tabii reglin bu süreçte hayatimdaki yeri de kayda değer! Regl tarihimi bekleyip olduğumu gördüğümde "hay allah, bu ay da tutmadı" diye endişelenirken kendimi bulmak da hamilelik yolunda bir durak oldu.
Hamilelikte neredeyse ilk bir ay "lay lay lom" kısmı. Tebrikler almakla mesgulsun. Sonra yapamayacaklarim tek tek dank etmeye basladı. Hayatım bir nevi "didaktik hoca" statüsünde desem; alkol yok, sigara yok, dumanlı yerlere gitmek yok, hop yok, yerine düzenli beslen, güzel beslen, yuruyus yap.
Derken vücudunda kontrol edemediğin değişiklikler başlıyor. Ben hızla kilo aldım. Hamilelik sürecine dair bilgileri, ortalamaları internetten takip ederken ortalamayı hızla ezip geçmenin korkutucu "gururunu" yaşadım. İyi tarafı yok muydu? Olmaz mı? Büyüme en çok göğüslerimi memnun etti. Hayatım boyunca sahip olmadığım bedende gögüslerim var artık! Emzirme sonrası neler vaat ediyor, zamanı gelince paylaşırım.
Söylemeden geçemeyeceğim diğer bir nokta da ""nasıl hissediyorsun?" sorusu. Çok insani ama insanın omuzlarına da yük bindiren bir soru. Birdenbire değişip ulvi duygular sıralaman bekleniyorken, bense anneliğe dair henüz birşeyler hissetmekten çok ziyadesiyle bedenimdeki ve hayatımdaki değişikliklerle uğraşıyorum. Peyderpey bunları anlamlandırıp geçmeye çalışıyorum.
Gördüğüm daha şimdiden annelik fedakarlık isteyen bir süreç:))

İstanbul,üniversite, 33

Adsız dedi ki...

Bu hamilelik hikayesini cok icten ve samimi buldum; yeni anneyi kutluyorum.

Dogum sonrasinda kadinlarin verdikleri mucadeleleri inanilmaz buluyorum. Cevremde gordugum kadariyla icine kapanan, durgunlasan anneler oluyor ve cocuklara yonelen inanilmaz ilginin arka planinda kalip kim bilir ne dusuncelelerle ve duygularla cebellesiyorlar. Yakin zamanda anne olmak isteyen bir kadin olarak bu konuyu asiri uzucu buluyorum. Dogum sonrasi depresyon en buyuk korkum. Kadinlarin bu konuda ailelerinden ya da arkadaslarindan ne kadar ve ne yonde destek gorduklerini cok merak ediyorum. Bu konularin konusulup tartisildigina henuz sahit olmadim. Umarim merakimi buradaki paylasimlarla giderebilirim.

Tuğba Alpat otman dedi ki...

Çocuk yapmaya karar vediğimizde ovulasyon takibi yaptım. Vücut ısımı ölçtüm ve vajinal akıntımı takib ettim. Eşime şu zamanlarda beraber olacağız dedim ve bir süre sonra hamile kaldım. Çok şükür muhteşem bir hamilelik geçirdim. Normal doğum istiyordum. Hatta epiduralsiz istiyordum. Doktor da epidural'i şiddetle tavsiye ediyordu. Neyse...
Bir gece çok kar yağmaya başlamıştı biz de hastane çantamı o gün toparlamıştık. SAT'a (Son adet tarihi) göre 27 ocak 2005 olacaktı ama tabii ben 20 Ocak gece saat 0:00 gibi tuvalete kalktım. Büyük küçük hepsini yaptım. Ancak temizlenirken elime kan geldi. Ertesi günü yani o gün öğlen doktorda randevum vardı. Rutin kontrol. O zaman sorarım dedim. Nişan olduğunu da düşündüm ama kan kıpkırmızıydı ve benim hayalimde:) nişan kahverengiydi.
Yine yatağa gittim. yurt dışından gelen Annem ve eşim uyuyorlardı. Birkaç kez tuvalete gittim ve hepsinde kan vardı ben korkmaya başlamıştım ters bir şeyler olabilir diye. Meğer doğum başlıyormuş. Sancılar gelmeye başladı. Herkezi uyandırıp ortalığı karıştırmadan biraz kendim baş edeyim dedim ne de olsa ilk doğum uzun sürermiş. Saat 3 gibi sancılar da kan da çoğalmaya başladı. Daha çok kandan korkuyordum. Sancılarla başedebiliyordum. Çooooook şiddetli adet sancısı gibi. Bir taraftan da rahmimin kasıldığını hissediyordum. Ya da bana öyle geldi. Saat 3:30 gibi eşimi uyandırdım. Sanırım 4 gibi Doktoru aradık dakika tutun dedi. Sancı aralıkları beş dakikaya düşerse beni tekrar arayın ve hastaneye gidin dedi. Dakika tuttuğumuzda sancılar 3 ila beş dakika aralıklarla geliyordu. 5 5:30 civarlarında hastaneye gittik. Yolda sancılar iyice artmıştı. Ben de diyordum ki eeee bu kadar sancı oldu rahim ağzı bayağı açılmıştır.
Doktor bizden sonra geldi ve rahim ağzının 4 santim açıldığını söyledi. Sancılar bayağı artmıştı ya da bana öyle geliyordu. Epidural istiyorsunuz değil mi dedi. (Unutmuş istemediğimi) Ben hemen evet dedim:))) Aslında o kadar da çekilmeyecek ağrı değildi ama insan sancılar arttıkça daha çok kasılıyor ve rahim ağzının açılması gecikiyor. Anestezist geldi epidural verdi ve dozajı arttırmak için kendim düğmeye basacakmışım. Sancılar azaldı sonra yine arttı meğer benim epidural düğmesine basmam gerekiyormuş. Bastım işe yaramadı ya da ben öyle sandım ve bir kez daha bastım. Sen misin onu basan? Neyse... Bu arada ben habire doktoru çağırtıp rahim ağzının kaç santim açıldığına baktırıyorum. Adam artık sıkılmıştır:)) Rahim ağzı doktorun beklediğinden daha geç açıldı ve bana ağrı hissettiğinde ıkın dedi. Ben de ne ağrısı dedim. Sadece sol tarafımda hafif bir burkulma vardı. İşte o burkulmada ıkın dedi. İki ya da üç kez ıkındıktan sonra bebeğim geldi:))20 Ocak 2006 Saat 11:40'da. Çok kolay ayağa kalktm. Epizyotomi yapıldığı için biraz ağrım vardı ama çok da kötü değildi.
Çok şükür kolay ve sağlıklı bir hamilelik ve doğum geçirdim. İnşallah bütün kadınlar böyle kolay doğurur ve ben de her şey yolundaysa normal epiduralli doğumu şiddetle tavsiye ediyorum:)
Tuğba Alpat Otman
Ankara

Adsız dedi ki...

Ben hiç hamile kalmadım ve o süreci de yaşamadim, ama ablam hamile kaldı ve bende yaklaşık 7 aydır teyzeyim.
Ablamda hamilelik sürecinde, bizim ev halinde değişenlerden bahsedeceğim.
Öncelikle, benim annem her ne kadar açık fikirli olduğunu belirtse de, ablam hamile kalana kadar onunla kadınsal meseleler hakkında, heleki benim yanımda asla konuşmazdı. Ben halen evli olmadığım için, annem tarafından cinselliğim yokmuş gibi algılanıyorum, onun benimle bu konuları konusması kesinlikle meşru degilken şimdi ablamla herşeyi açık seçik hemde benim yanlarında olup olmama bakmadan konuşabiliyor. Ben bunu, ailede sadece ikisinin üye olduğu, ortak bir kadın klübü olarak görüyorum ve anladığım kadarıyla evlenmediğim sürece bu klübe giremeyeceğim.
Bir baska değişim de, önceden karşılaşmalarımızda ilk sorumuz ablama yönelikken, şimdi kesinlikle bebek üzerinden gidiyor. Hatta garip bir şekilde hamile kalan ya da doğum yapan arkadaşlarımda da durum aynı... Tüm muhabbetler bebek üzerinden gidiyor. Bunu anneler mi yoksa onların arkadaşları mı yapıyor bunu henüz anlayamadım.

İstanbul, üniversite, 33

Adsız dedi ki...

Ben evliliğim ilk yılında plansız şekilde hamile kaldım
gebeliğimde baş dönmesi halsizlik bulantı değil uyku ve oburluk hakimdi zaten 30 kilo alarak bir rekorada imza attım.
Eğer hızlı yaşayan gezen tozan insanlarsanız hayatınız çok sıkıcı oluyor. Herkes bebek nasıl aman dikkat et şunu ye bunu yeme vs nasihatlari ile kafa şişiriyor.
İçki ve sigaraya yaklaşmadan zamanı dolduruyorsunuz.

Bana bir süpriz gibi gelmişti bebek tamam cinsiyetini biliyorsunuz ama huyu, suyu, karakteri sizden farklı bir canlıyı taşımak ve beklemek çok heyancan verici

En güzel kısmı bebek arabası, oda takımı, kıyafetler, oyuncaklar alma kısmı

Ben epidural sezeryan ile doğum yaptım çok kolay ve güzeldi. Bebeğimi ilk ben gördüm, ilk ben öptüm hiç ağrım olmadı. Belirlenen günde süslenip gittim 6 saat sonra ayaktaydım sonrasında da ağrım çok olmadı... gelin görn iki saat ara ile kalkmak bebek emzirmek, bebeğe alışmak, yeni bedeninizle tanışmak , bebek sonrası ilk cinsel iliki vs çok zor oldu
Ama bence bir kadın anne olduğunda tamam olur asla öncesinde değil