Jinekolog hikayelerimiz


Hiç şüphesiz, jinekoloğa gitmek bir çoğumuz için oldukça sıkıntılı bir durum... Eğitimli-eğitimsiz, şehirli-taşralı her birimiz muayene koltuğunda kendimizi savunmasız hissederiz. Bize mahrem olarak öğretilen vajinamızı hiç tanımadığımız birine açmak çelişkisi ile kıvranırken belki de acil sorunlarımızı bile erteleyip dururuz.


Şimdi oturup düşünelim. İlk kez jinekoloğa ne zaman, kiminle ve ne gerekçeyle gitmiştik? Gitmeden önce neler hissetmiştik? Muayene esnasında ve sonrasında ne düşünmüştük, ne hissetmiştik? İlk deneyimden sonra aynı sıkıntılar devam etti mi? Yoksa artık diş doktoruna gitmekten farksız mı? Giderken nasıl hazırlanıyoruz? Doktorumuzu seçerken nelere dikkat ediyoruz?

7 yorum:

Adsız dedi ki...

Yaşım 32. İlk jinekoloğa 31 yaşımda gitme cesaretini gösterdim. Aslında bir şikayetim yoktu ama belli bir yaştan sonra rutin kontrollere başlamam gerektiğinin farkındaydım. Kendimi emansipe olmuş bir kadın olarak niteliyordum ama bal gibi de korkuyordum kadın doktorundan ve onun ürkütücü sandalyesinden. Uzun bir süre bunu erteleyip durdum. İçten içe bu konuyu kendimle tartışıp duruyordum. Sonunda içimdeki cesur ses galip geldi ve ben, hem de kendi başıma gittim doktora. Tabi çok temiz olmam gerekiyordu. Oramdaki kılları temizledim öncesinde. Sonra da gittim. Doktor o kadar doğal dı ki bi süre sonra rahatladım. Vajinama ultrason aletini sokup, rahmimi ve sağlıklı yumurtalarımı gösterdi. Tahminimden çabuk bitti. Dışarı çıktığımda mutluydum. Hayatta bunu da başardım diye:)) Evet bi başıma kadın doktoruna gitmiştim işte!

32, İstanbul, üniversite mezunu.

Adsız dedi ki...

ilk defa jinekoloğa 23 yaşında gitmiştim. Annemin işyerinin doktoruydu. Erkek jinekologlar muayene odasına tek başlarına değil hemşireleriyle gelirler. Ben asıl rahatsızlığı o kadından hissetmiştim..Yoksa vajinamla ve onu kendime saklama gibi bir derdim olmadığı için rahattım. Bekar olmak ve bakire olmamak ikilemi içerisinde o kadının bakışlarının rahatsızlığını hatırlıyorum. Ama sonra doktorun rahat tavırları yargılamayan halleri beni rahatlatmıştı. Tek korkum acaba annemin kulağına gider miydi? Çünkü onun "hayal"lerini yıkmak istemiyordum. Şimdi aradan 4 yıl geçmiş. Düzenli olarak doktora gidiyorum. Üstelik arayışlarım dünyalar tatlısı ve iç rahatlatıcı yeni bir doktor bulmamla son buldu. Ben dahil bütün arkadaşlarım aynı kişiye gidiyor. Gönül rahatlığı ile onunla iletişim kurabiliyor. Sorunlara çözüm bulabiliyorum.
27,Ankara,Y.mimar

23, istanbul dedi ki...

Jinekoloğa ilk gidişim çok rahat olmuştu.. Sanırım bu, annemle gitmiş olmamla ve de gittiğim zaman bakire olmamla ilgili.. Ama yine de vajinadan muayene istemedim, karından da bakılabiliyormuş (sanırım bakire iseniz vajinadan bakmamayı tercih ediyorlar, aa emin değilim).Ama şimdi gitmem gerektiği halde gitmek istemiyorum, gitmem gerektiğindeyse, kadın jinekoloğa gitme eğilimindeyim..Annemle gitmek, bakire olmadığımı öğrenecek diye korkmamak isterdim..

Adsız dedi ki...

26 yasinda falan olmam gerek Genel olarak bu konuda oldukça rahatım. O zaman da rahattım. Kiminle gittigimi hatırlamiyorum, biri vardi sanirim. Tek sıkıntım tüylerle ilgili oluyor jinekolog meselesinde. Gitmeden önce tüylerimi bir kontrol edip derlenip toplanıyorum. Muayenenin başındaki ilk soyunma hali biraz tuhaf hissettirse de diğer doktorlardaki halime nazaran, hemen sonrasında sandalyeye geçmemle herşey genel olarak rutin muayene işlemlerine dönüveriyor.
34,üniversite,istanbul

Adsız dedi ki...

18 yaşındayken bekaretimden, hâlâ bakire olmaktan büyük bir utanç dahası rahatsızlık duyuyordum. namus, iffet, ar, haya sözcüklerinden duyduğum kadar. yani ben bütün bir hayatım boyunca bir zar taşıyacağım ve değerimi perdenin açılıp açılmaması belirleyecek. bekaret denilen lanet tabuyu hem de olabilecek en basit, en sıradan, belki bir daha yüzünü hiç görmeyeceğim birisiyle bile yok edebilirdim. hiç önemli değildi. her erkeğin bakire bozmak, "ilk kadın" fantezileri vardır ama biz mesela niye bakir erkeklerle birlikte olamayız? çünkü damızlık bir hayvan gibi bekaret zarı için beslenen yalnızca kadındır.
o zamanlar sevgilim olan genç bir adamla denedik, olmadı. kendimi fazlasıyla kastım, canım acıdı. adamın tavrı çok ilginçti, bakireliğim onu rahatsız etmişti. sanırım erekte olan penisini bir deliğe sokamadığı için!
kendimi eksik hissettirmişti bana. gençlik işte. oysa "türk namus kanunlarına" göre eksiğim değil fazlam vardı!
üzerinden neredeyse 20 yıl geçti nereden bulduğumu bile hatırlamadığım bir kadın doktoruna gittim. kadıköy'deydi. o zamanlar internet de yoktu ki, nerden bulmuş olabilirim acaba? belki telefon rehberinden...
sert bir teyzeydi jinekoloğumuz. aramızda şöyle bir diyalog geçti: J: Sorununuz?
P: Cinsel ilişki kuramıyorum.
J: Evli misiniz?
P: Hayır
J: Nişanlı?
P: Hayır.
J: Öyleyse niye cinsel ilişki kuracaksınız da şikayet ediyorsunuz?
kan beynime sıçramıştı. namus kumkuması kadın, işte o en korkulan erkekleşmiş kadınlardan biriydi ve bir doktor olarak etiği, aldığı onca eğitimi hiçe sayıp benim bacak aramdaki zarın kurtarıcılığına soyunuyordu.
bakın dedim, ya muayene edin, ya gideyim. burada ücretli bir hizmet alıyorum, ahlak dersi değil.
işte gençlik, hatta bu kadarına artık ahmaklık diyorum. bu mantalitede bir kadının yanında bir saniye bile durmamak gerekirken ben bir de muayene için soyundum. bakire olduğum için beni makattan "kontrol" etti. hem de parmağına bir pinpon topu büyüklüğünde pamuk dolayarak ve parmağını hunharca popoma batırarak!
günlerce oturamadım.
şimdi o kadının adını ve soyadını hatırlayamadığıma üzülüyorum en çok. kim bilir daha kaç tane kadının canını bu denli acıttı ve kaç tane ailenin namusunu korudu...

purplecat, 37 yaşında, üniversite mezunu

Adsız dedi ki...

dişçi korkum olduğundan bir jinekologa gitmekle diş hekimine gitmek neredeyse aynı seviyede geriyor beni. dişçi korkumu 1 sene önce yendim. jinekolog korkumu ise geçen ay... ilk kez gittiğimde 20-21 yaşındaydım sanırım. uzun süre adet görmemiştim. erkek arkadaşımla habire gebelik testi alıp ikinci çizgiyi görüp görmediğimiz konusunda endişeler yaşıyorduk. sonunda ablamın bir arkadaşının çalıştığı hastaneye daha doğrusu doğumevine gittik. şartlar o kadar kötüydü ki oturacağım yerde bir önceki kadından kalan kanlar vardı. hemşire kağıt peçeteyle şöyle bir silmişti. şu bacakların yukarda birbirinden ayrılması var ya... insanı nasıl da savunmasız ve çaresiz hissettiriyor. şimdi daha yeni modelleri çıkmış diye duydum öyle yukarılara tırmanmıyormuşsunuz aynen dişçi koltuğu gibi sonradan ayarlanıyormuş. fakat sonuçta yine bacaklarınız bağlanmış gibi kalakalıyorsunuz. doktor yaşıma bakıp ya da tedbirli davranmak isteyip arkadan muayene ediyoruz değil mi demişti. hayır dedim, ne münasebet, önden muayene edeceksiniz. sonuçta bir enfeksiyon varmış hem bana hem de "partnerime" ilaç verdi ve de düzeldi. kendimi kahraman gibi hissettiğimi hatırlıyorum. fakat aynı kahraman düzenli kontrollerin gerekli olduğunu bilmesine rağmen ancak 35 yaşında yeniden bacaklarını açabildi o koltukta. artık çocuk sahibi olmayı düşündüğüm için önce bir kontrole gitmem gerektiğine karar vermiştim. aylardır erteliyordum. hayatımda olumsuz bir çok şeyi bana yaşatan babamın yarattığı yeni bir krizle kendime geldim. artık yeter, bugün kendim için bir şey yapacağım ve ertelemeyeceğim dedim. hemen bir arkadaşımın doktorundan randevu aldım. kadınların o bölgedeki tüylerini tamamen almalarını yanlış bulduğum için (yolunmuş bir tavuk gibi) sadece kısalttım. güleryüzlü bir kadın doktordu, kontrol için yeniden çağırdı ve peşpeşe 2 kez muayene oldum. sanırım artık daha rahat gideceğim.
35, üniversite, ist

Adsız dedi ki...

İlk kez jinekoloğa hamile olduğumu fakettiğimde gitmiştim.İnternetten araştırma yaparak bir doktor bulmuştum.Erkek doktor olmasını tercih etmiştim.Kadın doktorların evlilik dışı hamileliğe hoş bakmayacağı ön yargısıyla.Tek başıma kürtaj gününü belirleyerek gittim...Tabiki bu işlemden sonra mutsuz ve üzgün çıktım.Sonrasında herhangi bir problem yaşamadım ...